24 Mayıs 2014

DÜNYA


Merdiven
hep çıktığımız
bir
iki
beş
on
sonra düşüş
ve
tekrar aynı olmayan merdiven
bir
üç
beş
tekrar düşüş
bir ömür.
ve son
o son basamak
hesabı verme zamanı
birler
onlar
yüzler basamağı

20 Nisan 2014

KİTAP


HAYATA YENİ BAŞLAYACAKLARA ÖĞÜTLER

Önümüzde sıkıntılı bir tablo ve daha farklı bir dünya konjektörü var. Ya Kapitalist düzene ayak uyduracaksınız ya da yok olup gideceksiniz. Burada çok paradan bahsetmiyorum. “Ayakta kalabilmek bile bu zamanda başarıdır” diye düşünüyorum. Bir fizik kuralı vardır unutmayın; “Büyük merkez güç, küçük merkez gücü çeker.” Dikkat edin bulunduğunuz İl’in etrafındaki ilçelere bakın. Hiç biri gelişemez. Atasözümüzü de unutmayalım “Büyük balık küçük balığı yer” Kendinizi büyük bir balığın midesinde bulmak istemiyorsanız buyrun, 57 milyar dolarlık servetiyle dünyanın en zengin 3. ismi olan ABD’li yatırımcı Warren Buffett’nin tavsiyelerini dinleyin…

GELİR:
SADECE TEKBİR GELİRE BAGIMLI OLMAYIN İKİNCİSİNİ YARATMAK İÇİN YATIRIM YAPIN..

TASARRUF:
EĞER İHTİYACINIZ OLMAYAN ŞEYLER SATIN ALIRSANIZ, ÇOK GEÇMEDEN İHTİYACINIZ OLAN ŞEYLERİ STMAK ZORUNDA KALIRSINIZ.

BİRİKİM:
HARCADIKTAN SONRA KALANI BİRİKTİRMEYİN.BİRİKİMİ KENARA AYIRDIKTAN SONRA KALANI HARCAYIN..

RİSK ALMAK:...
NEHRİN DERİNLİĞİNİ İKİ AYAĞINIZLA BİRLİKTE ÖLÇMEYE KALMAYIN.

YATIRIM:
YUMURTALARIN HEPSİNİ AYNI SEPETE KOYMAYIN.

BEKLENTİLER:
DÜRÜSTLÜK ÇOK PAHALI BİR HEDİYEDİR.BUNU UCUZ İNSANLARDAN BEKLEMEYİN.

ALIŞILMADIK DURUMLARDA INSANLAR SIZIN DOGRULARDAN VAZGEÇMENİZİ ÖNERİYORLAR.. YATIRIMLARINDA REKABET VE GÜVEN DÖNGÜSÜNE ODAKLANIYOR..
NEKADAR ZOR OLUSA OLSUN GEREKENI YAPIN.
KENDİNİZE İNANIN.
BİLDİGİNİZE YAPIŞIN.
TUTKU DUYDUGUN İŞİ YAP.
PARA İÇİN SAYGINLIK SATMIYORUZ..
ÖĞRENMEYİ SÜRDÜRÜN.
KENDİNİZİ DİNLEYİN KALABALIĞI DEĞİL.
ARKADAŞLARINIZIN KİM OLDUĞUNA DİKKAT EDİN.
YAŞAMDA PARADAN ÇOK ŞEY VARDIR.
PARA MUTLULUĞU SATIN ALMAZ.
KAZANDIĞINIZDAN AZ HARCAYIN.
BORÇ ALDIKLARINA LİMİT KOY.
BIRAKACAĞINIZ ZAMANI BİLİN.

Buffet, ABD’de Columbia Üniversitesi öğrencilerine yatırımcılık kariyerine nasıl hazırlanmaları gerektiği konusunda ipuçları vermiş 165 öğrencinin bulunduğu bir sınıfa konuşan Buffett yanında getirdiği raporlar ve ticari yayınları öğrencilere göstererek, “Bunlardan her gün 500 sayfa okuyun. Bilgi birikimi ancak böyle sağlanır, aynen bileşik faiz gibi, üst üste yığılarak. Bunu hepiniz yapabilirsiniz ama eminim çoğunuz yapmayacak” demiş…

KISA EDEBİYAT DERSİ


Biliyorum PARA VE ŞİİR pek uygun düşmüyor. Ama bazen para kazanmak şiir gibidir. Şiir yazabiliyor olman parada kazanabileceğin anlamına gelmiyor. Onun için şairler ve ressamlar beş kuruşsuz öbür dünyaya göçüp gitmişlerdir. Duygusallık parayı emiyor. Melih Cevdet’in buram buram Marksist kokan şiirini okuyun…Hak vermemek elde değil… Boşuna denmemiştir, “düşünürün iyisi sanatçı, sanatçının iyisi düşünürdür” diye… fotoğraf FETHİYE den.. nasıl güzeldir. Ve Aziz Çetinkaya abimizin ne güzel şiirleri vardır..Ona da Konya'dan selamlar..

DEFNE ORMANI

Köle sahipleri ekmek kaygusu çekmedikleri
İçin felsefe yapıyorlardı, çünkü
Ekmeklerini köleler veriyordu onlara;
Köleler ekmek kaygusu çekmedikleri için
Felsefe yapmıyorlardı, çünkü ekmeklerini
Köle sahipleri veriyordu onlara.
Ve yıkıldı gitti Likya.

Köleler felsefe kaygusu çekmedikleri
İçin ekmek yapıyorlardı, çünkü
Felsefelerini köle sahipleri veriyordu onlara;
Felsefe sahipleri köle kaygusu çekmedikleri
İçin ekmek yapmıyorlardı, çünkü kölelerini
Felsefe veriyordu onlara.
Ve yıkıldı gitti Likya.

Felsefenin ekmeği yoktu, ekmeğin
Felsefesi. Ve sahipsiz felsefenin
Ekmeğini, sahipsiz ekmeğin felsefesi yedi.
Ekmeğin sahipsiz felsefesini
Felsefenin sahipsiz ekmeği.
Ve yıkıldı gitti Likya.
Hâlâ yeşil bir defne ormanı altında.(Sözcükler, sy. 220, Everest yay.)

Melih Cevdet ANDAY

UMUT



"Kul, Sıkıntılıyken Hoş,


Kederliyken Mutlu Olmasını Bilen Kişidir.

Zirâ Umutlar ; Umutsuzlukta Gizlidir..."


. . . [İmam-ı Gazâli.Rahmetullahi Aleyh.]

4 Kasım 2013

YOLLARDAN ARTA KALANLAR


Samsun'da bir bina...uydu antenini koymasalar iyiymiş..



aklınızın bir köşesinde kalsın, kısaca Samsun tarihi: 




* M.Ö. 5.000 – 3.500: Anadolu’ya Proto-Hititler yerleşiyor.

* yıllar yıllar sonra GASGASLAR geliyor.
* nerden çıktılarsa FİRİGLER, GASGASLAR'ı yok ediyor.
* KİMMERLER, FİRİGLERİ yenerek şehri yakıyor.
* LİDYA kralı boş durur mu pek beğeniyor buraları, KİMMERLER'e adiyos diyor.
* Buraya bir ad verelim diyorlar AMİSOS oluyor.
* PERSLER o yıllarda ağır abi, LİDYALILARI da pek sevmiyor. sıra PERS'lere geliyor.
* yıllar yılları kovalıyor sahnelerin vaz geçilmez aktörü Ayhan Işık, pardon BÜYÜK İSKENDER olaya el koyuyor. Persler arkalarına bile bakamıyorlar.
* işte ne olduysa bundan sonra oldu diyecem olmayacak, ama PONTUS devleti resmen kuruluyor. Baş şehri de AMİSOS oluyor.
* başka medeniyet kaldı mı ki derken evet ROMA'lıları unutmayalım. BAŞKENT yerle bir. yakıp yıkıyor.
* Nihayet MALATYALI KORKUNÇ ÖMER denilen zaat, ne bu ahlaksızlık, karı kız olayı diyor kenti işgal etmekle kalmıyor yakıp yıkıyor.
* Türkler bir defa burunlarını sokuyorlar ya bir kaç defa şehir rumların eline geçse de BİZİM OLUYOR...VELHASIL BÖYLE DOSTLAR...daha fazla bilgi için:http://www.samsun.com.tr/samsun-tarih/?p=6







TRABZON'DA OLDUĞUNU NASIL ANLARSIN?


* Paintball oynarken mermiler bittikten sonra 45 likler çıkartılıyorsa TRABZON'dasınız demektir...

Normal panik yapmayın...

* 4 kişi banka soymaya karar veriyorsunuz ve bankadaki 18 silahlı müşteri tarafından etkisiz hale getiriliyorsanız yine TRABZON'dasınız...

* Laz böreği yiyorsun..burada meşhur. güzel bir tatlı. garsonu çağırıp "neden yapıyorsunuz bunu" diye sorarsanız "neden baya da güzel yedin" cevabı alıyorsan TRABZON'dasın demektir.
* Adama soruyorsun "meydan nerde?" cevap olarak "nerde?" diyorsa TRABZON'dasın...

* Kazara dolmuşa binmişsen deli gibi sürüyorlar. Şoföre " Abi yavaş kaza yapacazz" dediğinde "Merak etme uşağım kaskomuz var" diyorsa TRABZON'dasın... 

YER: TRABZON- AYASOFYA- CUMA NAMAZI




Ordu- Samsun arası...



28 Ekim 2013

SİZE DE OLMADI MI?



Doğrularımız vardı, hayallerimiz de…gemiler yaktık bu uğurda, siz yakmadınız mı? Yandık kül olduk…ey akşam, ey yıldızlar, ne çok gürültü yaptınız.. Uzaklara baktık da ulaşamadık, yetişemedik. Siz yetiştiniz mi? Bir hikaye gibiydi, tam alışmıştık..bitti…depremler yaşadık sarsıntı üstüne sarsıntı…gülüşümüzün yarıda kaldığı zamanlarda oldu, sizin olmadı mı? Tutsak edildik, zindanlara atıldık. Zalim kul denildik, nefsimize zulm ettik.. siz etmediniz mi?

Günah saydık, ar saydık, dağları taşları aştık gittik yine de, savaştan kaçarcasına kaçtık, firar ettik, siz etmediniz mi? Adını herkesin söylediğini söylemedik, dilimiz varmadı yasakladık, gönlümüze sakladık, aptalca kaçtık, mutluluktan. Siz kaçmadınız mı?

Hıçkıra hıçkıra ağlamadık, içimize attık. Hasret çekmek ne zormuş, öksüz boynumuzu eğdik siz eğmediniz mi? Ağladık sustuk, sustuk, ölmedik, siz öldünüz mü? Gecenin bir yarısı o, bir yarısı bendim, eksik bir şeyler aradık, bulamadık, siz buldunuz mu?  


Yarın yok…Şimdiki zaman var. Doğru ve yanlış, eğri ve doğru sadece bizdik. Vaktimiz varken tutuşmamız gerek. Bugün hemen şimdi. 

11 Ekim 2013

ESKİ ZAMAN


Eski zamanlarda olmak lazımdı.
Bu zaman, bana göre değil.
Hani 1200 lerde.
Miladi 1700 lerin sonları..

Konya’da, türbeye yakın bir yerde,
Sefer tası misali üç katlı bir evde.
Nohut oda, bakla sofalı.
Oldu olacak cumbası da olsun.
Oymalı trabzaları olan ahşap merdivenlerinin,
Gıcırtılarını duyabiliyorum…

Sakız gibi zemin tahtaları.
Kabarık yastıklı köşe divanlı,
Konsollar aynalar, sade ahşap kitaplığından bir kitap almalıyım.
Fransız klasikleri, Osmanlı klasikleri,

Aynaların önünde,  kristaller,
karpuzlu gaz lambaları...
bembeyaz badanalı duvarlarda,
Kelime-i Tevhid yazılı,
Esma-ül Hüsna lı el yazmaları..

Saten kırlentler ...
Kor ateşli mangal
etrafına toplandığımızda,
Evin çocuklarına anlatmalıyım
Alem masallarını....


Merdivenlerin iki yanına dizilmiş
Ortanca saksıları olmalıydı,
Selimiye Camisine nazır bahçesinde
Seyretmeliydim Mevlana Türbesini.
Ve bir zamanlar, dedemin elleriyle diktiği
Asmalarla perdelenen,
Çardakta içmeliydim akşam kahvemi.


Güllerin, menekşelerin yetiştiği bahçede
Gölgeler oynaşmalıydı akşam güneşinde.
Hülyaya dalmalıydım kendimce.
Uzun bereketli Ramazan gecelerinde,
Geniş balkonlu misafir odasında
Bütün aile toplanmalıydı.
Yakın köylerden kasabalardan
Akrabalar gelmeliydi.
Sonra o mübarek iftar sofrasından sonra,
Teravihe gidilmeliydi.


Dizlerimde bir kanun ya da bir ut tutmalıydı ellerim.
Dert ortağım olacak…
Kah çalmalı kah söylemeliydim.
Gizli gizli ağlamalarımda olurdu elbet.
Dönülmez akşamın ufkuna…

SONRA

Sonra çini mürekkebine batırıp,
Kargı kalemimi,
Şiirler yazmalıydım.
Hatta romanlar yazmalıydım.
Yüzleri gülen kahramanları olmalıydı.
Belki beste yapmalıydım.
Hüzzam, hicaz, saba
Ben gibi sevenler için.
Bu ahir günlerimde
Böyle düşünceler sevk eden ne bilmiyorum.
Gözlerim hep uzaklarda son zamanlarda.

Ve Allah biliyor,
Çok özlüyorum.


O eski günleri…